Son eklenenler

01 — 05
Bütün yazıları gör

İnsan kendine bir anda varmaz.

Bazen bir laboratuvarın kapısında, bazen gökyüzünde, bazen de bir kitabın sessizliğinde kendine yaklaşır. Buradaki yazılar, aynı hayatın içinden geçen bu üç yolun notları.

Kulaklık ve mikrofonla gülümseyen Dr. Ümit Aktürk

Üç ayrı konu değil. Aynı hayatın üç yüzü.

İnsan önce kendini kurmaya çalışır. Sonra seçtiği meslek onu yeniden kurar. Kitaplar ve müzik ise bütün bunların içeride bıraktığı yere bir ad verir.

Kendini kurmak

İnsan bazen kendini bulmaz. Kimsenin görmediği uzun bir emekle, yavaş yavaş kendini doğurur.

Pencere ışığında açık bir defter, dolma kalem ve gözlük bulunan eski çalışma masası
Bir hayatın ilk cümlesi çoğu zaman sessizce yazılır.

Yıllar önce para kazanmak için bir laboratuvarın kapısını çaldım. Yapabileceğim her işi söyledim. Karşımdaki adam, o sıkışmışlıktan kendine ucuz bir çalışan çıkarmadı. “Önce öğren,” dedi. Bazen insanın önüne açılan en doğru kapı, onu hemen içeri almayan kapıdır.

Üç ay boyunca yalnızca öğrenmek için çalıştım. Sonra geri döndüm. İlk işim iyi değildi. Yine de biri, hatamdan daha uzun baktı bana. Çoğu zaman insanın hayatını büyük sözler değil, tam düşecekken çekilmeyen bir el değiştirir.

“İnsan bazen geç kalmaz. Yalnızca kendi zamanında yetişir.”

Okula on yedi yaşında girdim, yirmi beş yaşında mezun oldum. O yıllar dışarıdan gecikme gibi görünüyordu. Bugün ise hayatımın en dolu zamanı olarak kalıyor. Çünkü orada yalnızca bir iş öğrenmedim; emekle kurulan bir benliğin neye benzediğini de gördüm.

Mesleğin içinden geçmek

Bir meslek insana yalnızca unvan vermez. Bazen zaman duygusunu, bazen susmayı, bazen de kendi sınırını öğretir.

Yirmi beş yılın on beşi helikopter ambulansta geçti. En acilinden en ağırına uzanan yüzlerce hastada, yeryüzü küçülürken sorumluluğun büyüdüğünü gördüm.

Bir hastaya yetişmek için havalandığınızda zamanın ölçüsü değişir. Dakikalar yalnızca dakika değildir. Her kararın bir bedeni, her gecikmenin bir yüzü vardır. Gökyüzü mesafeyi kısaltır; insanın taşıdığı ağırlığı değil.

Geçen yıl emekli oldum. Yine de çalışmaya devam ediyorum. Bazı meslekler bırakıldığında bitmez. İnsanın bakışına yerleşir ve onunla birlikte yaşamayı sürdürür.

25
yıllık hekimlik deneyimi
15
yıl helikopter ambulans
∞
her uçuşta yeniden başlayan dikkat

İçeride kalanlar

Bazı eserler bizi anlatmaz. İçimizde henüz adını koyamadığımız yere dokunur ve orada sessizce kalır.

Eski kitaplar, pikap ve kulaklıktan oluşan sıcak ışıklı natürmort
Altı çizilen cümleler, tekrar dinlenen şarkılar.
01

Kitap

Bir Savaşın Tasviri

Franz Kafka

İnsanın bir yere varmak için değil, bazen kendi yabancılığının çevresinde dolaşmak için yürüdüğünü hatırlatıyor.

02

Kitap

Amok

Stefan Zweig

Görev duygusunun, tutkunun ve gecikmiş bir kararın insanı nasıl kendi sınırına götürdüğünü anlatıyor.

03

Müzik

Değilim

Mebrure

Benlik ile yokluk arasında asılı kalan sesiyle, insanın kendine bile tam olarak varamayışını taşıyor.

04

Müzik

Gül Güzeli

Leman Sam

Geçmişi çağırmıyor; onun hâlâ içeride, kendi sessiz zamanında yaşadığını fark ettiriyor.

Bakarken birikenler

Bazı anlar yazıya dönüşmez. Bir ışık, bir yol ya da masada unutulmuş bir nesne olarak kalır. Fotoğraf Defteri, o sessiz anların yeri.

Seçili kareler 01 — 06

Fotoğrafları Görünüm → Özelleştir → Ümit Tema: Fotoğraf Defteri alanından değiştirebilirsiniz.

Bir kareye dokunarak büyütün

Dr. Ümit Aktürk

Hekim, okur ve hayatın küçük ayrıntılarını biriktiren biri. Mesleği gökyüzünde de yerde de sürerken; insanın kendine, başkasına ve zamana nasıl baktığı üzerine yazıyor.

Bu site tamamlanmış bir vitrin değil. Emekle başlayan, mesleğin içinden geçen ve kitaplarla müzikte kendi sesini arayan bir hayatın zamanla genişleyen kişisel arşivi.