Bazı filmler büyük olaylar anlatır. Bazıları ise hayatın içinde çoğu zaman fark etmeden geçtiğimiz küçük anların üzerinde durur. Aki Kaurismäki’nin Geçmişi Olmayan Adam filmi bunlardan biri. Hafızasını kaybeden bir adamın hikâyesi üzerinden yalnızlığı, yoksulluğu, insan ilişkilerini ve geçmişin hayatımızdaki yerini düşündürüyor.
İnsan çoğu zaman kendisini geçmişiyle tanımlar. Yaşadıkları, tanıdığı insanlar, yaptığı işler ve biriktirdiği hatıralar üzerinden kim olduğunu anlatır. Peki, bütün bunları kaybettiğinde geriye ne kalır? İnsan geçmişini hatırlamadan da kendisine yeni bir hayat kurabilir mi?
Kaurismäki bu soruları büyük sözlerle anlatmıyor. Karakterleri az konuşuyor, duygularını pek göstermiyor. Hayat, bütün sıradanlığıyla devam ediyor.
Filmin beni en çok düşündüren tarafı ise adamın bir kadının hayatına ne kadar sessiz girmesi oldu. Büyük vaatler, uzun konuşmalar, gösterişli duygular yok. İki insan yavaş yavaş birbirinin hayatında yer edinmeye başlıyor.
Oysa çoğu zaman bir insanın hayatımızdaki önemini onunla yaşadığımız büyük olaylarla ölçeriz. Halbuki bazı insanlar hayatımıza fark edilmeden girer. Zamanla varlıklarına alışırız. Bir gün uzaklaştıklarında ise yokluklarının, varlıklarından daha fazla yer kapladığını fark edebiliriz.
Acaba bir insanın hayatımıza girişiyle çıkışı aynı sessizlikte olabilir mi?
Filmde beni etkileyen bir başka ayrıntı, adamın yetiştirdiği birkaç patatesi arkadaşıyla paylaşması ve gelecek için ayırmasıydı. Son derece sıradan görünen bu sahne, aslında insanın yaşamla kurduğu ilişkiyi düşündürüyor. Çünkü toprağa bir şey eken insan, farkında olmadan geleceğe dair bir beklenti de taşıyor. Geçmişini hatırlayamayan birinin geleceği düşünmesi, filmin en anlamlı karşıtlıklarından biri.
Kaurismäki yoksulluğu da abartmadan anlatıyor. İnsanlar güç koşullarda yaşıyor ama küçük yardımlaşmalarla birbirlerinin hayatına dokunuyor. Kimse büyük iyiliklerden söz etmiyor. Belki de dayanışmanın en sahici hâli, gösterilmeye ihtiyaç duyulmayanıdır.
Geçmişi Olmayan Adam, insanın kim olduğunu yalnızca geçmişinin belirlemediğini düşündüren bir film. Bazen insan kendisini yeniden kurabilir. Bazen de bu yeniden kuruluşta başka bir insanın sessiz varlığı önemli bir yer tutar.
Film bittikten sonra aklımda büyük olaylar değil, iki insan arasındaki sessizlik kaldı.
Çünkü insan bazen bir başkasının hayatında ne kadar yer kapladığını kendisi bile bilmez.
