Masanın Tarafı

Published on

in

Masanın hangi tarafında oturduğumuzun bize atfedilen değerle ne kadar ilişkili olduğunu bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
İnsanlar çoğu zaman söylediklerimizden önce, nerede oturduğumuza bakıyor.
Empati sempatiye dönüşmemeli denir.
Doğrudur.
Ama bazen bu cümle, insanın insana yaklaşmasını engelleyen gereksiz bir mesafe üretir.
Sınır koymak ile duvar örmek aynı şey değildir.
Çünkü fazla resmiyet, çoğu zaman tarafsızlık üretmez.
Sadece güven duygusunu zedeler.
Ben masanın başındaki doktorum.
Ama hastamla konuşurken onun varlığının değerini görmezden gelemem.
Çünkü insan, yalnızca tedavi edilmek istemez.
Fark edilmek de ister.
Ve bazen bir insanı iyileştiren şey bilgi değil,
karşısındaki kişinin onu gerçekten gördüğünü hissetmesidir.
Oysa bir hâkimin benimle masanın öte tarafından kurduğu iletişim…
ya da kurmadığı iletişim…
onu daha tarafsız yapmıyordu.
Sadece daha uzak yapıyordu.
İlginç olan şu:
Kurumsal mesafe çoğu zaman adalet ya da ciddiyet gibi sunulur.
Oysa insan, tamamen nesnel olamadığı gibi,
tamamen duvarsız da olamaz.
Bu yüzden mesele yakınlık değil, ölçüdür.
Nezaket başka şeydir.
Makama saygı başka.
Nezaket, karşındaki insanın varlığını kabul etmektir.
Makama saygı ise, bulunduğu konumu.
İkisi karıştırıldığında ortaya tuhaf bir kibarlık çıkar:
İnsana değil, koltuğa gösterilen saygı.
Ve belki de en büyük sorun burada başlıyor.
Çünkü bazı insanlar masanın yanlış tarafında oturduğu için değersiz hissediyor.
Bazıları ise doğru tarafında oturduğu için kendini değerli sanıyor.
Final
Oysa masa değiştiğinde geriye tek bir şey kalıyor:
Karşındaki insana nasıl baktığın.
Çünkü bazı insanlar yetkisini kullanır,
bazıları ise insanlığını.
Ve ikisi aynı şey değildir.

Bir Cevap Yazın


Gelin Beraber Yazalım

Siz de yazılarıma yön vermek ve dinamizm katmak için bana katılın

www.umitakturk.com sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin