Haz ve Yok Oluş

Published on

in

“İnsan kötülüğü yaptığında değil, onu haklı bulabildiğinde kaybolur.”

Bu metin, Antichrist filmi üzerinden yürütülen bir düşünce konuşmasının bütünlüklü hâlidir. Film yalnızca bir anlatı değildir; insanın haz, suçluluk, iyilik ve yok edişle kurduğu kadim ilişkiye dair sert bir yüzleşmedir.
İnsan çoğu zaman kötülüğü bilinçli olarak seçmez.
Daha tehlikelisi, tatmin edeni “iyi” zannetmesidir.
Tatmin hızlıdır, gürültülüdür, bedenseldir.
İyi olan ise sessizdir, yavaştır ve süreklilik ister.
İnsan sesi yüksek olanı duyar.
Fısıldayanı görmezden gelir.
Psikanalitik düzlemde bu çatışma Sigmund Freud’un tarif ettiği iki yapı arasında yaşanır: id ve ego.
İd haz ister.
Şimdi ister.
Sonuçla ilgilenmez.
Ego ise düzen kurmak, sürekliliği sağlamak ve yıkımı ertelemek ister.
Filmde bu iki yapı iki karakter gibi görünür ama aslında tek bir bilincin bölünmüş parçalarıdır.
Erkek karakter egodur: rasyonel, kontrolcü ve iyileştirdiğini sanandır.
Kadın karakter ise bastırılmamış arzunun, suçluluğun ve yok edici dürtünün temsilidir.
Orman ve Eden mekânı bilinçdışının sahnesidir.
Ego, id’i kontrol edebileceğini sanarak bilinçdışına iner.
Ama bu bir kibirdir.
Bastırılan şey yok olmaz.
Sadece geri döneceği zamanı bekler.
Ego bastırdıkça id daha vahşi geri döner.
Şiddet burada bir sapma değil, bastırılmış olanın çıplak hâlidir.
Bastırılan arzu ölmez; biçim değiştirir.
Kadın karakter “kötüleşmez”.
İyileşmeyi reddeder.
Çünkü suçlulukla baş etmenin en eski yolu kendini cezalandırmaktır.
Acı bir süre sonra tatmine dönüşür.
Bastırılmış yas sadizme döner.
Bu noktada iyi olan — yaşamak, bağ kurmak, sürdürmek — bilerek reddedilir.
Burada mesele yalnızca psikolojik değildir; mitolojik ve tanrısal bir düzleme taşınır.
İnsanlık tarihinde cinsellik iki hatta yürür:
Neslin devamı için olan
Zevk için olan
Doğada bu ikisi ayrılmaz.
İnsanda ise bilinç yüzünden ayrılır.
Tanrısal paradoks burada doğar.
Tür devam etsin diye verilen haz, bilinçle birlikte amacından kopar.
Tanrısal ödül, tanrısal amaca karşı kullanılmaya başlanır.
Filmde çocuk ölür.
Nesil devam etmez.
Ama haz sürer.
Ve film sessizce şunu ima eder:
Amaçsız haz, sonunda yaşamın düşmanına dönüşür.
Bu bir kısır döngüdür.
Nesil sorumluluk ister.
Zevk kaçış sunar.
İnsan yükten kaçtıkça hazzı seçer.
Hazzı seçtikçe yük artar.
Doğa adil değildir; süreklidir.
İnsan birey olarak yanar, tür devam eder.
En acı fark ediş şudur:
İyi olanın değeri çoğu zaman yokluğunda anlaşılır.
İnsan tatmin olurken haklı hisseder.
Fark ediş, tatmin artık işe yaramadığında gelir.
Pişmanlık bu yüzden ahlaki değil, zamansaldır.
Geç kaldığı için acıtır.
Son soru şudur:
İnsan tatmin olmak uğruna neyi yok eder
ve yok ettiğinin iyi olduğunu ne zaman fark eder?
Antichrist umut sunmaz.
Ders vermez.
Sadece aynayı tutar.
Ve insan o aynada çoğu zaman kötülüğü değil, kendini görür.

Bir Cevap Yazın


Gelin Beraber Yazalım

Siz de yazılarıma yön vermek ve dinamizm katmak için bana katılın

www.umitakturk.com sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin