İnsan neden bildiği hâlde yapar?
“Bilmiyorlar Allah’ım! Bilselerdi böyle yapmazlardı.”
Bu bir merhamet cümlesi gibi görünür.
İnsanı aklamak ister.
Cehaleti günahın önüne koyar.
Ama içinde korkutucu bir ihtimal taşır:
Ya biliyorlarsa?
İnsan çoğu zaman bilmediği için değil, bildiği hâlde yapar.
Bilgi ile arzu arasında sıkışır.
Suçluluğu hisseder ama inkâr eder.
Ve sonunda kendi hikâyesine inanır.
Çünkü insan hem bilir hem kendini kandırır.
Vicdan tamamen susmaz;
yalnızca yeni bir dil öğrenir.
Haklılık dili.
Kendi arzularını zorunluluk diye anlatır.
Kendi korkusunu kader diye yorumlar.
Kendi tercihini kaçınılmazlık gibi sunar.
Bir süre sonra artık yalan söylediğini hatırlamaz.
Çünkü en güvenli yalan, insanın kendine söylediğidir.
Merhamet, cehalete yakışır.
Ama bilerek yapılan şey başka bir kategoriye girer.
Asıl dönüşüm kötülük anında değil,
onu makul kıldığımız anda başlar.
İnsan kendini temize çıkarırken kirlenir.
Ve belki de en ağır gerçek şudur:
Bazı insanlar bilmedikleri için değil,
bildiklerini susturabildikleri için bu kadar rahattır.
Bilmenin Günahı
By

Read Next:
Gelin Beraber Yazalım
Siz de yazılarıma yön vermek ve dinamizm katmak için bana katılın

Bir Cevap Yazın