Bazı insanlar hayatlarını kararlarla değil, alışkanlıkların görünmez akışıyla yaşar.
Sabah aynı kahve.
Benzer yollar.
Benzer cümleler.
Benzer öfkeler.
Ve zamanla insan seçim yaptığını değil, tekrar ettiğini fark eder.
Belki de insanın en büyük yanılsamalarından biri,
hareket halinde olduğu için değiştiğini sanması.
Oysa hareket başka şeydir, dönüşüm başka.
Bir tren de sürekli ilerler.
Ama rayı değişmez.
Bu yüzden bazı hayatlar çok yoğun görünmesine rağmen içsel olarak durağandır.
İlginç olan şu:
İnsan çoğu zaman düşüncelerini değil, ritmini korur.
Çünkü fikir değiştirmek zor değildir aslında.
Zor olan, insanın kendi iç temposunu bozmasıdır.
Birine yeni bir düşünce anlatabilirsiniz.
Ama yeni bir ritim vermek neredeyse imkânsızdır.
Belki bu yüzden bazı insanlar mutsuz olduklarını bilmelerine rağmen aynı hayatı sürdürür.
Çünkü acı bile tanıdık olduğunda güven hissi verebilir.
Emil Cioran bir yerde insanın alışkanlıklarının, karakterinden daha güçlü olabileceğini ima eder.
Gerçekten de çoğu zaman karakter dediğimiz şey, tekrar edilmiş davranışların tortusu olabilir.
Bir başka garip mesele de hafıza.
İnsan yaşadığı şeyleri olduğu gibi hatırlamaz.
Daha çok, bugün kimse ona göre yeniden düzenler.
Bu yüzden çocukluk bile sabit değildir.
Her hatırlayışta biraz değişir.
Bazı ayrıntılar silinir.
Bazıları büyür.
Belki hafıza bir arşiv değil, sessiz çalışan bir editördür.
Ve insan geçmişini değil, geçmişinin son düzenlenmiş versiyonunu taşır.
Jorge Luis Borges hafızayı bazen bir labirent gibi düşünür.
Çünkü insan bazı anıları unutmaz; sadece hangi kapıdan ulaşacağını kaybeder.
Teknolojiyle ilgili başka bir düşünce de şu:
Modern insan artık bilgiye ulaşmakta zorlanmıyor.
Ama hangi bilginin kendi zihnine ait olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor.
Sürekli fikir tüketen biri, bir süre sonra kendi sessiz düşüncesini tanıyamayabilir.
Belki geleceğin en büyük lüksü para değil,
kesintisiz dikkat olacak.
Bir odada oturup
telefon olmadan,
bildirim olmadan,
başka zihinlerin gürültüsü olmadan
bir düşüncenin sonuna kadar gidebilmek.
Çünkü insanın en derin fikirleri çoğu zaman hızdan değil, gecikmeden doğar.
“İnsan bazen hakikati değil, alıştığı düzeni savunur.”
— Arthur Schopenhauer